Ulus Parkı
Ahmet Adnan Saygun Caddesi üzerindeki parkın manzarası eşliğinde yürüyüşler yapabilir; aynı zamanda dinlenebilirsiniz. Ulus Parkı, Boğaz Köprüsü, Üsküdar ve Topkapı Sarayına bakar parkta zaman geçirirken eşlik eder gezinize. Parkın içinde halka açık bölümler ve özel lokantalar bulunmaktadır. Bir hafta sonunu İstanbul’un en güzel parkları arasında olan Ulus Parkı’na gelip dostlarınızla sohbet ederek değerlendirebilirsiniz.
Nakkaş Tepe
90 bin metrekarelik boğaz manzaralı mesire, alanı, piknik alanları, tenis kortu, biyolojik göleti, açık ve kapalı çocuk oyun alanı, doğa keşif atölyesi, macera parkuru, uçan yol manzara seyir terası ile hizmet vermektedir.
Ayasofya Cami
İstanbul’un gözbebeği Tarihi Yarımada’yı gezmeye başlamak için en doğru yer Ayasofya Cami.
Dünyanın en tanınmış ibadethanelerinden biri olarak aynı yerde 3 defa inşa edilen Ayasofya, son halini 537 yılında aldı.
Ayasofya’nın ibadete açıldığı gün İmparator Justinianos’un, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun” dediği ve Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırdığı rivayet ediliyor.
Topkapı Sarayı
Osmanlı İmparatorluğu, dünyanın en geniş sınırlara ulaşmış ve yüzyıllarca hakimiyetini sürdürmüş imparatorluklarından biri. Bu köklü tarihin ve ihtişamlı yapının 400 yıl boyunca yönetildiği, sultanların ve ailelerinin yaşadığı Topkapı Sarayı ise bütün görkemiyle Tarihi Yarımada’da görülmeyi bekliyor.
Kapalı Çarşı (Grand Bazaar)
Tarihi Yarımada’nın en gözde duraklarından biri de Beyazıt’ta 550 yıldır ayakta duran Kapalı Çarşı. Yabancıların Grand Bazaar adıyla tanıdığı Kapalı Çarşı, içinde kaybolacağınız sokakları ve dünya altın piyasasına yön veren kuyumcularıyla ünlü.
Yerebatan Sarnıcı
Bizans Dönemi’nde sarayın su ihtiyacını karşılamak için yaptırılan sarnıç, göz alıcı sütunları ve Medusa heykeli ile bugün bile görenleri kendisine hayran bırakıyor.
Çemberlitaş
İmparator I. Konstantin onuruna, MS 330 yıllarında İstanbul’un yedi tepesinden birine dikilen Çemberlitaş sütunu, zamanla bütün bir semte adını vermiş.
Bir zamanlar Bizans İmparatorlarının büstlerinin konulduğu Çemberlitaş sütunu, Haçlı Seferleri esnasında büyük hasar alsa da hâlâ İstanbul’un en dikkat çekici yapılarından biri.
Galata Kulesi
Bugün en tepesine çıkıp İstanbul manzarasını seyretmek için uzun kuyrukların beklendiği Galata Kulesi, İstanbul’un siluetini çizen en önemli simgelerden biri. 528 yılında inşa edilen yapı, İstanbul Boğazı ve Haliç’e akim konumda, bir fener kulesi olarak inşa edilmiş ama dönem dönem zindan olarak da kullanılmış.
Kuleye birlikte çıkan âşıkların sonunda evlendikleri, kuleyle ilgili rivayetlerin en popüler olanı…
Ahrida Sinagogu
İstanbul’un Fethi’nden önce inşa edilen tek sinagog olan Ahrida Sinagogu, bugün Balat’ın en göz alıcı yapılarından biri.
Makedonya’nın Ohri kentinden göç eden Yahudiler tarafından kurulan sinagog, günümüzde İstanbul’un en büyük sinagogudur.
Sinagogda ismi Nuh’un gemisinin gemi anlamına gelen Teva adındaki dua kürsüsü, tekne pruvasını andırdığı için büyük ilgi çekiyor.
Rumeli Hisarı
Fatih Sultan Mehmet’in emriyle, İstanbul’un Fethi esnasında Karadeniz’den Bizans’a gelebilecek yardımları kesmek amacıyla 90 günde yapılan Rumelihisarı, şehrin en gözde tarihi yapılarından biri. Boğaz’a nazır yapı, amacına uygun olarak Boğazkesen Hisarı adıyla da biliniyor. Üç büyük kulesi ve surlarıyla muhteşem bir yapı olan Rumelihisarı, Boğaz’ın iki kıyısının birbirine en çok yaklaştığı noktada Anadolu Hisarı’nın tam karşısında yer alıyor.
Bir zamanlar Rumelihisarı Konserleri gibi açık hava etkinliklerinin gerçekleştiği hisar, günümüzde müze olarak ziyarete açık. Rumeli Hisarı Müzesi’nde İstanbul’un fethinde kullanılan toplar, gülleler ve Haliç’i kapattığı söylenen zincirin bir parçası hala sergileniyor.
Dolmabahçe Sarayı
Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit tarafından Boğaz kıyısında, 1856’da yaptırılan bu Dolmabahçe Sarayı, Batı mimarisinden izler taşıyan ihtişamlı görüntüsüyle İstanbul’un en önemli simge yapılarından biri. Türkiye’deki en büyük saraylardan biri olan Dolmabahçe Sarayı, Atatürk’ün de son günlerini geçirdiği mekan olması nedeniyle farklı bir manevi değere de sahip.
Kız Kulesi
Üsküdar-Beşiktaş motorlarıyla karşıya geçerken yanından geçtiğimiz nazlı güzel Kız Kulesi hakkında sayısız efsane var… İstanbul’un en romantik simgelerinden olan Kız Kulesi, 2000 yılında restore edilerek bir restoran olarak hizmet vermeye başladı. Üsküdar sahilden teknelerle 5 dakikada ulaşılan Kız Kulesi’nde evlenme teklif etmek, İstanbul’un adetlerinden biri haline geldi. Kız Kulesi’ni gezmek için restoranda yemek yeme şartı bulunmuyor, yalnızca tekneyle geçiş ücretini ödeyerek, Kız Kulesi’ni yakından görebilirsiniz.
Üsküdar Salacak ve Kabataş’tan Kız Kulesi’ne tekne ile gitmek için Üsküdar Salacak iskelesinden 09.00-18.45 saatleri arasında her gün; Kabataş’tan 09.00-18.45 saatleri arasında sadece hafta sonu seferler yapılıyor.
Süleymaniye Camii
Dünyanın tanıdığı ismiyle Muhteşem Süleyman, yani Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1551-1557 yılları arasında Mimari Sinan’a yaptırılan Süleymaniye Camii, Beyazıt’ta yer alıyor. Büyük bir alana kurulu Süleymaniye Külliyesi; medreseler, hazire, hastane, sıbyan mektebi, hamam, kütüphane, imaret ve dükkânlarla beraber Süleymaniye Camii’nden oluşuyor. Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın türbeleri, Süleymaniye Külliyesi’nde yer alıyor.
Süleymaniye Camii hakkında ilginç bilgiler edinmenin en iyi yolu camiyi gidip bizzat görmek. Camiyi böcek ve akrep istilasından koruyan devekuşu yumurtaları, Mimari Sinan’ın haftalarca boş küplerle hesapladığı akustik ve yağ kandillerinin isinden mürekkep üretilmesi gibi birçok yaratıcı fikir, hayranlığınızı ikiye katlayacak.
Sultanahmet Camii
İstanbul’un en ünlü camisi hangisidir diye sorarsanız, pek çok kişiden Sultanahmet Camii yanıtını alırsınız. Tüm dünyanın Mavi Cami (Blue Mosque) adıyla tanıdığı Sultanahmet Camii, 6 minaresi ve içini süsleyen mavi İznik çinileriyle ünlü. Osmanlı Padişahı I. Ahmet tarafından 1609-1617 yılları arasında Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa’ya yaptırılan Sultanahmet Camii, Ayasofya’nın tam karşısında yer alıyor ve güzelliğiyle ona meydan okuyor. Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan Sultanahmet Camii, ihtişamını büyüklüğünden değil zarafetinden alıyor.
Eyüp Sultan Camii
İstanbul’daki en önemli camilerden biri olan Eyüp Sultan Camii, Haliç’te yer alıyor. Hz. Muhammed’in bayraktarlığını yapan Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin 7. yüzyılda İstanbul kuşatması esnasında şehit düşerek buraya defnedildiğine inanılıyor. Eyüp Sultan Türbesi’nin hemen yanına inşa edilen Eyüp Sultan Camii İstanbul’un fethinin ardından 1458’de Fatih Sultan Mehmet’in emriyle yapılmış. Fatih Sultan Mehmet başta olmak üzere pek çok Osmanlı padişahının kılıç kuşanma törenine ev sahipliği yapan cami, hafta sonları, dini bayramlarda ve kandillerde on binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor.
Ortaköy Camii
İstanbul Boğazı’nın kıyısında yer alan Büyük Mecidiye Camii, Ortaköy Meydanı’nda yer aldığı için halk arasında Ortaköy Camii olarak anılıyor. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün Avrupa ayağına yakın cami, küçük ama zarif görüntüsüyle İstanbul’un en güzel manzaralarından birine fon oluşturuyor. Neo-Barok mimari tarzda inşa edilen Büyük Mecidiye Camii, Sultan Abdülmecit tarafından Nigoğos Balyan ve Garabet Amira Balyan’a yaptırılmış. 1853’te inşası tamamlanan cami, alışılagelmişin dışında büyük pencereleriyle Boğaz’ın rengarenk ışıklarının içeriyi aydınlatmasıyla muhteşem bir görünüme kavuşuyor.
İstanbul’un farklı semtlerinde her biri farklı yüzyıllarda, farklı mimarların hayal gücüyle inşa edilen bu tarihi camiler, dünyanın her yerinden milyonlarca insanı kendilerine hayran bırakmaya devam ediyor.
Fatih Camii
İstanbul’un ilk selatin camisi yani sultan tarafından yaptırılan camisi olan Fatih Camii, İstanbul’un fethinden 10 yıl sonra Mimar Yusuf Sinan’a (Sinan-ı Atik) yaptırılmış. İstanbul’un 7 tepesinden 4’üncüsünde yer alan Fatih Külliyesi’nde medreseler, darüşşifa, kervansaray, imarethane, kütüphane ve hamam bulunuyor. Bizans İmparatorları’nın mezarlarının bulunduğu tepeye, inşa edilen cami, İstanbul’da Osmanlı Devri’nin başladığının en büyük göstergelerinden biri olarak tasarlanmış.
Ne yazık ki bugün ziyaret ettiğimiz cami, Fatih Sultan Mehmet yaptırdığı orijinal yapının kendisi değil. 1766 depremiyle yıkılan caminin yerine yapımı 1771’de tamamlanan ve günümüze ulaşan cami, Barok esintiler taşıyor. Fatih Sultan Mehmet’in türbesinin de yer aldığı hazirede birçok ünlü devlet adamının mezarı yer alıyor.
Eminönü Yeni Cami
Eminönü’nde denizin kıyısında yer alan Yeni Cami ya da Valide Sultan Camii’nin inşasına 1597 yılında Sultan III. Murat’ın eşi Safiye Sultan’ın emriyle başlanmış ancak 1665’te zamanın padişahı IV. Mehmet’in annesi Turhan Hatice Sultan’ın bağışlarıyla tamamlanmış. Aslında 400 yıllık olan cami, Süleymaniye ve Sultanahmet camilerinden sonra inşa edildiği için “Yeni Cami” adıyla anılmaya başlanmış.
Yeni Cami, iç mimarisi Süleymaniye ve Sultanahmet camilerininki kadar başarılı olmasa da hâlâ İstanbul’da gezilecek en popüler camilerden biri. İstanbul’un siluetini çizen önemli simgelerden biri olan Yeni Cami, güvercinleriyle de ünlü. Eminönü’ne yolu düşenler için Yeni Cami’nin önünden kuşlara yem atmak, adeta bir geleneğe dönüşmüş.
Pierre Loti Tepesi
Gün batımının kızıllığında Haliç’in muhteşem manzarası, kırmızı-beyaz pötikareli örtüler serilmiş küçük ahşap masalar ve sandalyeler… Nostalji sizin için de sıradan bir kelimenin çok ötesinde, hatta bir yaşam tarzıysa Pierre Loti Tepesi, İstanbul’da mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında geliyor. Eyüp Sultan Camii’ni ve Türbesi’ni ziyaret edenler, derin bir nefes almak için teleferikle Pierre Loti Tepesi’ne çıkarak yaz günlerinde bir şişe gazozla serinleyip, kışın demli bir çayla içini ısıtıyor. Pek çok filmin ve dizinin etkileyici sahnelerine fon olan Pierre Loti Tepesi’ne Gaziosmanpaşa merkezden kalkan Pazariçi minibüsleriyle ya da Eyüp sahilden Eyüp – Pierre Loti Teleferiği ile gidebilirsiniz.
Çamlıca Tepesi
“İstanbul Anadolu Yakası’nda hafta sonu nereye gidilir?” sorusuna verilebilecek en klasik cevaplardan biri Çamlıca Tepesi. Büyük Çamlıca olarak da anılan tepe deniz seviyesinden yaklaşık 300 metre yükseklikte yer alıyor ve hem Boğaz’ı hem de Marmara Denizi’ni görüyor. Yakın zamanda üzerinden kaldırılması planlanan TV kuleleri ve Türkiye’nin en büyük camisi olan Çamlıca Camii, Çamlıca Tepesi’nde yer alıyor. Üsküdar sırtlarındaki Çamlıca Tepesi’nde yeşillikler içinde yürüyüş yaptıktan sonra manzaranın tadını çıkarabileceğiniz birçok kafe ve restoran var.
Büyük Çamlıca Tepesi’ne M5 Yamanevler -Üsküdar metro hattını kullanarak ya da Turistik Çamlıca Tesisleri durağından geçen İETT otobüsleriyle kolayca gidebilirsiniz.
Copyright 2025. Tüm Hakları Saklıdır / Serhat İLKMİ tarafından tasarlanmıştır